Kekemelik Sorunu ve Kekemeliğin Genetiği

Kekemelik Sorunu ve Kekemeliğin Genetiği

Kekemelik, konuşmanın olağan akıcılığında ve zamanlama örüntüsünde görülen bozukluktur.

Lakin konuşma esnasında, konuşmanın düzenli bir şekilde ilerlemesini bozan duraklama, bazı ses ve sözcükleri yineleme ya da bir heceyi uzatarak söyleme ile gelen ve bazı kişilerde sosyal ortamlardan kaçınmaya yol açıp, kaygı ve üzüntü konusu olan bir bozukluktur.

Konuşmada görülen aksaklıları:

(1) ses ve heceleri tekrarlama

(2) sesleri uzatma

(3) ünlemlemeler;

(4) sözcüklerin parçalanması

(5) söylenmesi gereken sözcükleri söylemeden kaçmak

(6) sözcükleri aşırı bir gerilim içinde söylemek olarak sıralayabiliriz.

Kekemelik, yabancıların bulunduğu yerlerde, kalabalık ortamlarda, bir otorite konumundaki kişinin karşısında, telefona yanıt vermek, birinden bir şey istemek gibi beklenmedik bir durumla hazırlıksız bir şekilde karşılaşmalarda belirginleşmektedir.

kekemelik sorunu

Kekemelere yönelik davranışlar

Korktukları bu gibi durumlardan kaçınmaya çalışırlar.

Fakat söyleyemedikleri bir sözcüğün yerine hemen bir eş anlamlısını getirerek cümleyi tamamlamaya çalışırlar.

Adları sorulduğunda yanıtlamakta güçlük çekebilirler.

Bundan dolayı bu işleri yakınlarındakilere bırakırlar.

Öğrenciler bu nedenle arka sıralarda oturmaya çalışır, parmak kaldırmaz, konuşmalarda dinleyici olmayı yeğler, yoklamalar alınırken geç yanıt verirler, ya da el kaldırarak kaçınma davranışı gösterirler.

Daha çok mimikleriyle yanıt verme eğilimindedirler.

Yeni bir şey söylemek ya da istemek yerine başkaları ile ayni fikirde olduklarını ya da ayni şeyi istediklerini belirtirler.

İstediklerini değil, söylemesi kolay olan şeyleri ısmarlarlar.

Yoldaki bir görevliye, polise adres sormak için durduklarında ilk sesi çıkartmakta güçlük çekebilirler.

Kekemelikte Fiziksel Tepkiler

Bu durumlarda konuşmayı kolaylaştırmak ve o sesi çıkarabilmek için el veya ayağı sallama, ayağı yere vurma, baş ve boyun hareketleri, göz, kas ve dudak hareketleri gibi tikler eşlik edebilir.

Kekemeliğinin nedenleri olarak yapılan değişik açıklamalara rastlanmaktadır.

Bunlardan biri bedensel fizyolojik ya da nörolojik bir yaklaşımla kekemeliği, beyin sinirleriyle, ses çıkarma organlarını devindiren sinir ve kaslar arasında yeterli uygunluk ve beraberlik olmayışının yanında soya benzeme gibi biyolojik açıdan yapılan açıklamalardır.

Bunun yanında, kekemeliği konuşmanın akıcılığındaki tutukluğun yanlış değerlendirilmesi sonucu, bireylerin zorlaması yönündeki açıklamalardır.

Konuşma gelişimindeki kritik dönemde, ana-baba, öğretmen ve diğer yetişkinler tutulma ve duraklamaya karşı aşırı duyarlılık gösterir, endişelenir ve telaşlanır ve bunu çocuğa da aktarırlarsa; çocuk kekemelik belirtilerini benimser ve sonra da kekeme olur çıkar.

Buna göre kekemeliği, öğrenilmiş bir davranış olarak da ifade edebiliriz.

kekemelik başlangıcı

Kekemelik Nörolojisi

Kekemelik, konuşma bozukluğu olmayıp; benlik ve rol çatışması ile oluşan bir davranış biçimi olarak da açıklanmaktadır.

Birey kekeleyerek konuşmakla, düzgün biçimde konuştuğunda doyuramadığı bir takım ruhsal gereksinimlerini doyurmaktadır.

Kekemelerde bebeksi, zorlayıcı, çekingen, endişeli, güvensiz, bağımlı, yalnız, utangaç gibi belirli bazı kişilik özellikleri görülmektedir.

Kekemelerin aileleri aşırı titiz kuralcı olmakta ve kekemelikte ruhsal etkenlerin payı büyük ölçüde görülmektedir.

Ayrıca kekemelik, fizyolojik ve organik olduğu gibi, ruhsal ve sosyal bir nedene bağlı bir sorun olarak da açıklanabilir.

Anlaşılıyor ki kekemelik, yapısal nedenli bir özür, öğrenilmiş bir davranış, bir kişilik bozukluğu, bir direniş belirtisi olarak ifade edilse de; kekemeliği, tek bir nedenle açıklamak olanaksızdır.

Kekeme Bireylerde Ruhsal Yapı

Aslında, kekemeliğin benzeme ve gerçek nedenleri tam olarak bilinmemekle beraber, çocuğun psikolojik yapısı sosyal çevresel etmenlerin zemin hazırladığı belirtilmektedir.

Çocuklukta yaşanan endişe, gerilim ve korkuların da etkilerinin olduğu düşünülmektedir.

Hatta bir görüşe göre kişinin çözümleyemediği ve bilinçaltına doğru bastırdığı ruhsal çatışma, korku ya da isteklerinin sonucunda oluşan nevrozların bir görünümü olarak düşünülmüştür.

Hastaların %40-60 kadarının ailelerinde kekemelik öyküsüne rastlanmıştır.

Görüntüleme çalışmalarında beyin kan akımlarında azalmalar ve bölgesel olarak bazı alanlarda akımda düzensizlikler saptanmıştır.

Kekemelik popülasyonu % 3 bu nedene bağlı olarak görülmektedir.

Konuşmanın öğrenildiği 2,5–3 yaşlarında görülen kekemeliğin geçici olduğu ve genellikle tedavi gerektirmediği bilinmektedir.

Ancak konuşmayı ret gibi bir belirti ile birlikte ise, klinik olarak dikkate alınmalıdır.

kekemelik sorunu

Kekemelikte Yaşa Göre Değerlendirme

Kekemelik genellikle bireyi sıkıntıya sokan durumlarda (derse kalkmak, karşı cins karşısında konuşmak gibi) artarken, bireyin hoşlandığı durumlarda (şarkı söylerken, şiir okurken gibi) görülmeyebilir.

En çok 2–7 yaşları arasında görülmekte olup, ortalama başlangıç yaşı 5 yaş civarıdır.

Kekemelik, konuşmanın kazanıldığı yaşlar olarak bilinen genellikle 2–4 yaşları arasında, yani çoğunlukla okul öncesi çağda oluşan bir özürdür.

İlk çocuklukta başlayan kekemelik, yaş ilerledikçe artar.

Kekemelikte Hafifleme Dönemi

Kekemelik, ergenliğin ilk yıllarında kuvvetlenirken, ergenliğin sonlarına doğru (18–20 yaşından sonra) hafifleyebilir.

Bazı kekemelikler erişkinliğe geçiş döneminde kendiliğinden kaybolmakta, bunun dışında tedavi edilmeyen vakalar ömür boyu sürmektedir.

Kekemelik bazen birdenbire, bazen çok hafif belirtilerle başlayabilir, fakat gelişimi yavaş olur.

Bu nedenlerle de aile kekemeliğin ne zaman başladığını bilemeyebilir.

Çocukların çoğu 2–4 yaşları arasında kekemeliğin sınırına gelir.

Bazı çocuklarda bu sınır 6–7 yaşlarına kadar uzanabilir.

Çocuk 2–4 yaş döneminde konuşmayı öğrenir.

Çocuğun ne söylediğine ve nasıl söylediğine dikkat edilir.

Bu dönem çocuğunda düşünme hızı, sözcükleri çıkarabilme hızından fazladır.

Bu sebepten çocukta geçici bir kekemelik görülebilir.

Bu dönemde çocuğun dikkati konuşması üzerine çekilmezse, bu dönem 7–8 yaşlarına doğru düzgün konuşmayla tamamlanmış olur.

Kekemelik Görünme Sıklığı

Kekemeliğin görülme sıklığı cinsiyete göre değişmekte, erkeklerde kadınlara oranla 3–4 kat daha çok görülmektedir.

Erkek çocuklarda daha çok görülmesinin sebebi kesin olarak bilinmemektedir.

Erkek çocukların, bedensel, sosyal ve dil gelişim hızı, kızlara oranla daha yavaştır.

Bu onları kızlarla eşit olmayan yarışmaya ve kıyaslamaya zorlamaktadır.

Bunun sonucu erkeklerde daha çok engellenme, güvensizlik ve duraksama görünmektedir.

Kentsel kesimlerde kırsala göre daha çok gözlenmektedir.

Kekemelik derece ve devamlılık açısından farklılıklar gösteren bir özürdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.